28 Şubat 2011 Pazartesi

'Sonuna kadar soruşturacak mısınız?' 
Foto: 'Sonuna kadar soruşturacak mısınız?' 
 
http://www.atilim.org/haberler/2011/02/26/_Sonuna_kadar_sorusturacak_misiniz___.html
İSTANBUL (26.02.2011)- Cumartesi Anneleri, 309. kez soğuk havaya, kar yağışına rağmen Galatasaray Meydanı'nda buluştu. Cumartesi Anneleri, Kayıplar Komisyonu'na "Sonuna kadar gidecek siyasi irade gösterebilecek misiniz?" diye sordu.
Cumartesi Anneleri, yine ellerinde kayıplarının fotoğrafları ile karanfiller taşıdı. Eyleme TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde kurulan Kayıplar Komisyonu'nun üyelerinden, CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ile 12 Eylül döneminde kaybedilen Maksut Tepeli'nin Hollanda'da yaşayan eşi de katıldı.
Komisyon annelerin çabalarıyla kuruldu
Soysal, bu komisyonun yıllardır yılmadan mücadele eden Cumartesi Anneleri'nin çabasıyla kurulduğunu dile getirdi. Komisyon olarak 4-5 Mart'ta Almanya'ya giderek Cemil Kırbayır dosyası ile ilgili tanığı dinleyeceklerini belirten Soysal, kayıp yakınlarının taleplerini meclise taşıyacağını söyledi. Kayıplarla ilgili sonuca ulaşmak için İçişleri Bakanlığı'nın dosyalarının incelenmesi gerektiğini vurgulayan Soysal, "eski dosyalar açılırsa tüm failler bulunur" dedi.
'Maksut'a anne oldunuz'
Bu hafta 1984 yılında kaybedilen Maksut Tepeli'nin eşi Şehriban Tepeli, kamuoyuna seslendi. Hollanda'da yaşayan ve ICAD üyesi olan Tepeli, Cumartesi Anneleri'ne teşekkür etti, "Yıllardır siz Maksut'a anne oldunuz, baba oldunuz, kardeş oldunuz" dedi.
Karanfil bırakabilmek için bir mezar
Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzaffer Yedigöl, "Artık bir mezarımız olsun istiyoruz. Dokunabileceğimiz, karanfil bırakabileceğimiz, mevlüt okutabileceğimiz bir mezar..." diye konuştu.
Cüneyt Aydınlar'ın amcası, yetkililere tepkisini "17 yıl değil sadece 17 dakika kendinizi Cüneyt'in annesi yerine koyun" sözleriyle dile getirdi.
Toplu mezar gerçeği
Bu haftaki açıklamayı İHD Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Gülseren Yoleri okudu. Türk Tabipleri Birliği ve İHD'nin toplu mezarlar ile ilgili inceleme başlattığını söyleyen Yoleri, Türkiye'nin büyük çaplı bir toplu mezar gerçeği ile yüz yüze olduğunu söyledi.
Cüneyt Aydınlar...
1994 yılında kaybedilen Cüneyt Aydınlar'ın öyküsünü aktaran Yoleri, "Annesi Menekşe, babası Abdulkadir 17 yıldır Cüneyt'ten haber bekliyor. Baba Abdulkadir Aydınlar İstanbul'daki tüm mezarlıklara baktı. Mezarlık yetkilileri 'polisler tarafından getirilen cesetlerin genelde apar topar gömüldüklerini, cesetlerle ilgili polislere hiçbirşey sormaya yetkilerinin olmadığını' söyledi" dedi.
Komisyona sorular
Komisyona seslenen Yoleri, şöyle dedi: "Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'e, Başbakan'ı Tansu Çiller'e, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e ve o dönem görev yapan yetkililere Cüneyt Aydınlar'a ne oldu diye soracak mısınız? JİTEM yapılanmasının içinde yer alan tüm suçluların ifadesine başvuracak mısınız? Özel Harp Dairesi'ne dokunacak mısınız?"(ETHA)
Tanıklığı dikkate bile alınmadı
Foto: Tanıklığı dikkate bile alınmadı 
 
http://www.atilim.org/haberler/2011/02/28/Tanikligi_dikkate_bile_alinmadi.html
İSTANBUL (28.02.2011)- Sosyalist Bilgi Tağaç, gözaltında kayıplara karşı mücadelenin simgesi Hasan Ocak’ın adını, "gözaltına alınanlar listesi"nde gördü. Tanıklığına başvurulmasını istedi. Ancak tanıklığı dikkate bile alınmazken, kaçırıldı, "senin sonunda Hasan Ocak gibi olur” denilerek tehdit edildi. Ocak ailesi, dosyanın yeniden açılması için savcılığa yaptığı başvuruda Bilgi Tağaç’ı bir kez daha tanık olarak gösterdi.
ESP Sosyalist Kadın Meclisleri MYK üyesi olan Bilgi Tağaç, 26 Mart 1995 tarihinde Bostancı Gösteri Merkezi’nde İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu’nun düzenlediği kurultay çıkışında sivil polislerce gözaltına alındı. Bu sırada polislerin şiddetine maruz kalan Tağaç, başına aldığı darbenin etkisiyle bayıldı. Buna rağmen hastane yerine işkence merkezi olarak bilinen Aksaray Vatan Caddesi’ndeki Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü.
Gözlerimiz bağlıydı
Bilgi Tağaç, kurultaya katılan iki kişiyle birlikte gözaltına alınıp şubeye götürülüş sürecini söyle anlattı: “Arkası kapalı bir araç içine gözlerimiz bağlı olduğu halde çuval gibi atıldık. Aksaray'da bulunan Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğümüzde gözlerimiz bağlı olduğu halde her birimiz ayrı ayrı yerlere götürüldük. Üst araması vb. yapıldıktan bir süre sonra bir odada tek başına bekletildim. Arkasından koridor gibi yerde beklettiler. Bu süre ne kadar geçti hatırlamıyorum. Aynı gün içinde beni bulunduğum odadan alıp başka bir odaya götürdüler. Bu odada benim dışımda başka kadın ve erkeklerinde tutulduğunu seslerinden anladım. Bir sandalyeye oturttular beni. Başım aldığım yaradan dolayı kanadığı için tuvalete gitmek istedim izin vermediler.”
Her şeye rağmen gaz bağını açtım
Odada bekletilirken sivil polislerin odadan çıkmasının ardından her şeye rağmen göz bandını açtığını söyleyen Tağaç, gördüklerini şöyle anlattı: “Odada bekletilenlerin sandalyelerinde bile oturmakta güçlük çektiğini gördüm. Hatırlayabildiğim kadarıyla göz bantları vardı çoğunun. Odada benden önce gözaltına alınan ablam Sevgi Tağaç’ın da olduğunu gördüm. Benim getirildiğimi duyunca yaramla ilgilenmeye çalıştı. İçeri bir süre sonra sivil polisler geldi, göz bandımı çıkardığım için müdahale etti tartaklamaya çalıştı. Bu bir süre devam ettikten sonra göz bandımı yeniden takıp odadan çıktılar.”
Gözaltı listesinde adını gördüm
Bilgi Tağaç, parmak izi için kendisine imzalatılan kağıtta Hasan Ocak ismini gördüğünü belirtti: “Parmak izi için bir kağıt imzalamamı söylediler. Kağıdı okumak istediğimi söyledim. Göz bandını kaldırıp kağıda baktım. Kendi adım soyadımın da olduğu birçok ismin alt alta yazılı olduğunu gördüm. Bunlar gözaltına alınanların isimleriydi. Listede bulunan birçok isim odada ismi okunanlar arasındaki kişilerdi. Listede dikkatimi çeken Hasan Ocak adıydı. Katıldığım kurultayda bir grup işçi Hasan Ocak’ın gözaltına alındığını ve serbest bırakılmasını isteyen sloganlar atıyordu. Bu ismi orada ve birkaç gün öncede ailesinin basına yaptığı açıklamalardan duymuştum.”
Tanıklığım dikkate bile alınmadı
Bilgi Tağaç, çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi’ne götürüldü. Cezaevinde bulunduğu süre içinde Hasan Ocak sürecini basından takip etti ve tanık olmak istediği beyan etti. Avukatları aracılığıyla kimi hukuksal girişimleri başlatan Tağaç, “Sanırım bir ay sonra hapishaneye devletin atadığı müfettişler geldi. Bu müfettişlere yaşadıklarımı gözaltında Hasan Ocak ismini gördüğümü anlattım. Bu hukuksal girişimlerin sonuçlarını alamadım. Tanıklığım dikkate bile alınmadı” dedi.
Ocak ailesinin AİHM’de açtığı dava kapsamında Ankara’da ifadesi alınan Tağaç, “Oluşturulan komisyona tüm ayrıntılarıyla yaşadıklarımı, tanıklığımı, yaptığım hukuksal girişimlerimi anlattım” diye belirtti.
‘Sonun Hasan gibi olur’ diye tehdit edildi
Tahliye edildikten sonra Hasan Ocak’la ilgili sürdürülen kampanya çalışmalarına destek olduğunu anlatan Tağaç, bu süreç içinde “sonun Hasan Ocak gibi olur” diye tehdit edildi. Tağaç, aldığı tehditlere ilişkin şunları söyledi: “Bu süreçte polislerin tacizine, tehdidine maruz kaldım. Evime gelen telefonlarla tehdit edildim. Akıllı olmamı, aksi halde sonumun Hasan Ocak gibi olacağını söyleyen tehdit telefonlarıydı bunlar. Sokakta yürürken takip edilerek, taciz tehditlerine maruz kaldım. Ailem bu tanıklık olayından dolayı tehdit edildi. Bunları o dönemde kamuoyu ile paylaştık.”
Telefonla tehdit yetmedi kaçırıldı
SKM MYK üyesi Bilgi Tağaç, 1998 yılının Ekim ayında polisler tarafından kaçırılarak gözaltına alındığında da aynı tehditlerle karşılaştığını anımsatarak, şunları söyledi: “Evimden çıkıp işyerime doğru giderken evime yakın bir mesafeden kaçırılarak gözaltına alındım. Gözaltına alındıktan sonra çok yoğun işkenceler uyguladılar. Sorgu sırasında polisler bana, ‘Hasan Ocak’tan sonra seni de kaybederiz. Seni gözaltına aldığımızı kimse görmedi. Kaçıncı kayıp olmak istiyorsun?” gibi tehditler savurdu. Tehditler esasen tanık olmamdan kaynaklıydı.”
Dava açılırsa yeniden tanıklık yapacak
Hasan Ocak’ın ailesi geçtiğimiz hafta içinde, dosyanın yeniden açılması için savcılığa başvuruda bulundu. Başvuruda Ergenekon sanıkları Veli Küçük, Osman Yıldırım, Osman Gürbüz, Hanefi Avcı, Korkut Eken, Ergenekon davası gizli tanıklarından Kehribar, Gurbet ve 9 numaralı gizli tanığın yargılanmasını istendi. Bilgi Tağaç’ın tanıklığına başvurulması da talep edildi. (SERAY NEVİZADE/ETHA)

24 Şubat 2011 Perşembe

Kayıp yakınları: Görüşmeler umut verici
Foto: Kayıp yakınları: Görüşmeler umut verici 
 
http://www.atilim.org/haberler/2011/02/24/Kayip_yakinlari__Gorusmeler_umut_verici.html
ANKARA (24.02.2011)- Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları BDP’nin ardından AKP ve CHP ile temaslarda bulundu. Kayıp yakınları, siyasi partilerle yapılan görüşmelere ilişkin İHD Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısına İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, Barış Anneleri İnisiyatifi Sultan Koyun, YAKAY-DER Başkanı ve Cumartesi Annelerinden Hanım Tosun, Diyarbakır MEYA-DER Başkanı Ali Özen katıldı.
Heyet adına konuşma yapan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, üç gündür Ankara’da diploması çevreleri ile temaslarda bulunduklarını, AB Türkiye Delegasyonu, Federal Almanya Büyükelçisi, ve İngiltere Büyükelçisi ile görüştüklerini aktardı. Türkdoğan önümüzdeki günlerde ise Fransa Amerika ve Rusya Büyükelçileri ile görüşecekleri bilgisini verdi.
Türkdoğan: Geçmişle yüzleşme için uluslararası destek hazır
Diplomasi çevreleri ile yaptıkları görüşmelerin oldukça iyi geçtiğini belirten Türkdoğan, “Diplomatlar, başka ülkelerin deneyimlerini bildiklerini ve Türkiye'nin de kendi geleceğini inşa etmesinin yolunun geçmişiyle yüzleşmesinden geçtiğini söyledi. Geçmişle yüzleşme konusunda uluslararası destek mevcuttur yeter ki bu konuda siyasi irade kendisini ortaya koyabilsin, adım atabilsin” dedi.
Gözaltında kayıplar ve faili meçhul cinayetlerin ancak Hakikatler Komisyonu mahiyetinde gerçek bir komisyonun kurulmasıyla çözülebileceğini söyleyen Türtdoğan, devletin ve tüm toplumun süreçle yüzleşmesi gerektiğini belirtti.
Toplu mezarların Minnasota Protokolü’ne uygun olarak açılması gerektiğini ifade eden Türkdoğan, bu taleplerini özellikle AKP’ye ilettiklerini aktardı. Türkdoğan şunları kaydetti: “Toplu mezarların açılması, cesetlerin çıkarılmasında, delilleri karartılmamasında, kemiklerin tespit edilmesinde uyulması gereken kurallar var.dı. Bu noktada özellikle Adalet Bakanlığının olaya el koymasını ve protokol konusunda savcıları bilgilendirmesini ve protokolü genelge haline getirmesini istedik. Bu talebimizi tüm partilere ama özellikle AKP’ye ilettik. Unutulmamalıdır ki o mezarlarda bir halka mensup insanlar yatıyor. Kürt halkının onuru daha fazla zedelenmemeli. Ölen insanların anısına, yakınlarının acılarına saygı duyulmalıdır. Bu açıdan toplu mezarların açılması noktasında BM kurallarına uyuluncaya kadar ve tabi ki bir DNA bankası kuruluncaya kadar bu uygulama durdurulmalıdır.”
“Herkesin bir mezar hakkı var”
Devletin elindeki tüm arşivlerin açılmasını, silahlı çatışma adı altında ölen insanlara ilişkin tutulan tüm tutanaklarını açıklanması gerektiğini söyleyen Türkdoğan, “Silahlı militanlar ölmüş olabilir. Onlar insandır ve herkes insan onuruna uygun bir muamele görmeyi bekler. Herkesin bir mezar hakkı vardır. Mezar hakkı kavramı insanlık tarihinde çok kadim bir haktır. Bu hak devlet yetkilileri tarafından unutulmuşa benziyor. Bu ölümlerden, faili meçhul cinayetlerden sorumlu olanlar hala bu devletin başında. Soruşturma ve kovuşturmadan korkuyorlar. Dolayısıyla tüm bunları gözeten bir noktadan yeni bir süreç açılacak, toplumsal barış kurulacaksa Hakikatler komisyonunun kurulması önemlidir”
CHP: Elimizden geleni yapacağız
CHP grubundan Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Adalet Komisyonu üyesi Ali Rıza Öztürk ile görüştüklerini söyleyen İHD Genel Başkanı, “Hamzaçebi, ilettiğimiz talepleri haklı ve yerinde talepler olarak değerlendirdi. Kendilerinin de kayıpların akıbetinin araştırılması için meclise önerge sunduklarını ancak kabul edilmediğini dile getirdi. Hakikat komisyonu yada benzer bir komisyonun kurulaması konusunda ellerinden geleni yapacaklarını söyledi” bilgisini aktardı. Türkdoğan, bunun önemli bir gelişme olarak kaydettiklerini de sözlerine ekledi.
AKP: Talepler Başbakan'a iletilecek
Türkdoğan, AKP Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapı ile görüşmeye ilişkin ise şunları aktardı: “Toplu mezarların açılması konusunda Minnasota protokolünün uygulanmasına ilişkin talebimizi Başbakan ve Adalet Bakanlığına ileteceğini belirtti. Kayıplarla ilgili olarak Türkiye'nin BM sözleşmesine taraf olamasıyla ilgili olarak çalıştıklarını bu konuda yakında sonuca varacaklarını söyledi. Kayıpların akıbetlerinin araştırılması ile ilgili İnsan hakları inceleme alt komisyonun kurulduğunu ve çalışmalarının devam ettiğini, bu konuda da komisyona yardımcı olunması gerekiğini söyledi.”
Yaptıkları görüşmelere dair, “bakış açısı farkı var” değerlendirmesini yapan Türkdoğan, “Siyasal iktidar çeşitli konularda adım attığını ve bu adımların sahiplenilmesi gerektiğini ifade ediyor. Bizde adımların yeterli olamadığını daha güçlü ve kararlı adımlar atılması gerektiğini, geleceğe dair daha net tutum takılması gerektiğini söyledik” dedi.
“Reformlar seçim sonrasına kalamaz”
Son yıllarda özellikle bölge illerinde insan hakları açısından durumun kötüye gittiği ve buna müdahale edilmesi gerektiğini de aktardıklarını belirten Türkdoğan, insan hakları konusunda yapılacak reformların seçim sürecinden sonrasına kalacağı yönünde yanıt aldıklarını aktardı. Türkdoğan, “Seçim var olan durumla insan hakları savunucuları bakımından beklenilmesi gereken bir süreç değildir. Kürt sorununda, demokratik açılım sürecinde risk alınacaksa şimdi alınmalıdır” dedi.
Görüşmelerde, İran’da yaşana idam cezalarına ilişkin Türkiye’nin tutum alması gerektiğini de söylediklerini belirten Türkdoğan, “İnsan hakları ihlalleri ile anılan ülkelerle ilişkiler sürdürülmemelidir. Demek ki dış politikamızın ana unsuru insan hakları değil. İran’da yaşana ölüm cezalarına karşı gereken tutum alınmalıdır. Bu bizim için önemlidir” diye konuştu. Türkdoğan, görüşmelerin umut verici olduğunu söyleyerek sözlerini noktaladı.
Toplantıda konuşan YAKAY-DER Başkanı gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, yapılan görüşmelerin önemli ve umut verici olduğunu söyledi. Kürtçe konuşma yapan Barış Anneleri İnisiyatifi’nden Sultan Koyun ise şunları söyledi: “Ben yazar da değilim aydında, okumamda yok yazmamda. Ama iyi bildiğim bir şey var, yüreğim yanıyor, anaların yüreğinin nasıl yandığını biliyorum. Artık yeter, biz göz yaşı dökmek istemiyoruz.” (ETHA)

Leon Gieco - - Homenaje a las Madres de Plaza de Mayo

BANDİSTA-Cumartesi Anneleri

Berfo Ana için ilk adım atıldı

24/02/2011 8:39
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1041001&Date=24.02.2011&CategoryID=77

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, Berfo Ana'nın oğlu Cemil Kırbayır'ın 1980 yılında kaybolmasıyla ilgili Kars Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma başlattığını açıkladı.

Berfo Ana için ilk adım atıldı
Berfo Ana, 5 Şubat günü Başbakan Erdoğan ile Dolmabahçe’deki ofisinde görüşen kayıp yakınları arasında yer almıştı. Başbakan bu görüşmede Cumartesi Anneleri’nin en yaşlısı olan 103 yaşındaki Berfo Ana’yla yakından ilgilenirken TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde bir alt komisyon oluşturulmuştu.

Cemil Kırbayır’ın dayısı ise 15 Şubat günü alt komisyona gelerek Üskül ile görüştü. Bu görüşmenin ardından Kars Cumhuriyet Başsavcısı ve Kırbayır’ın avukatıyla bilgi alışverişinde bulunduğunu söyleyen Üskül, “Bu görüşmeler neticesinde 1980 yılından itibaren kendisinden haber alınamayan Cemil Kırbayır ile ilgili şu ana kadar hiçbir adli soruşturmanın başlatılmadığı öğrenilmiştir. Bu bağlamda, Cumhuriyet Başsavcılığı 23 Şubat 2011 tarihinde Cemil Kırbayır’ın kaybolmasıyla ilgili soruşturma başlatmıştır” dedi.

103 yıllık ömrün son 18 günü
103 yıllık ömrün 18 günü: Berfo Ana, 5 Şubat’ta Başbakan ile görüştü. 15 Şubat’ta erkek kardeşi kayıplarla ilgili alt komisyona bilgi verdi. Kayıp oğulla ilgili 30 yıldır tek bir soruşturma açılmadığı anlaşıldı. 23 Şubat: Kars Başsavcılığı, 8 Ekim 1980 günü kaybolan kayıp Cemil Kırbayır için soruşturma başlattı.

22 Şubat 2011 Salı

BASINA VE KAMUOYUNA

21.02.2011

    Hasan Ocak 21 Mart 1995 günü kaçırılarak gözaltına alınmış, bütün aramalarımıza rağmen aylarca kendisinden haber alamamıştık. Ve aylar sonra, işkence edilerek öldürülmüş bedenine kimsesizler mezarlığında ulaşabilmiştik.


    Hasan’ın katledilmesi ile ilgili ilk soruşturma, Hasan'ın ölü bedeninin ilk bulunduğu yer olan Beykoz Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılmış ancak yeterli soruşturma yürütülmemişti.

    Ergenekon davası iddianamesinde yer alan bazı bilgiler ve Hasan’ın katlinden sorumluluğu bulunanlardan bazılarının Ergenekon davası kapsamında yargılanmaları nedeni ile ve bu kişilerin bu suçtan dolayı da yargılanmalarını sağlamak için yaptığımız iki müdahale talebi sudan gerekçelerle reddedildi.

    Adaletin sağlanması için çabalarımızı devam ettirme kararlılığındayız.

    Bu kez de, elde ettiğimiz bilgiler ve belgeler ışığında Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacağız. Ve 16 yıl önce başlatılan ancak yarım kalan soruşturmayı genişleterek sürdürmelerini, bir kısmı halen Ergenekon davası nedeni ile tutuklu bulunan suçlular hakkında yargılamayı başlatmasını ve suçluların cezalandırılmalarını isteyeceğiz.

    Destek vermeniz ve izlemeniz dileğiyle.

                                          OCAK AİLESİ adına
                                      Emine OCAK
                                        Hüseyin OCAK
                                                 Hüsniye OCAK ACER
                                                      Maside OCAK KIŞLAKÇI

TARİH : 23 Şubat 2011 (Çarşamba)
SAAT : 12.00
YER : Sultanahmet Adliyesi