16 Şubat 2012 Perşembe

Nusaybin'de gözaltına alınan 4 genç kayıp!
ANF
11:34 / 16 Şubat 2012

Mardin - Nusaybin’de 3 gün önce rejim polislerince gözaltına alınan 4 kişinin nerde olduğu ve hangi koşullarda tutulduğu bilinmiyor.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde 13 Şubat günü AKP rejimi polisleri tarafından eş zamanlı olarak birçok eve yapılan baskın yapıldı.

Nusaybin Emniyet Müdürlüğünde çalışan polislerin gerçekleştirdiği baskınlarda Lokman Doğan, Mesut Ayaz, Welat Ayaz ve Hurşit Elçioğlu gözaltına alındı. Evlerde yapılan baskınlarda bilgisayar hard disklerine el konuldu.

Gözaltına alınan gençlerin Nusaybin Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü belirtilmişti ancak Emniyet Müdürlüğü’ne başvuran Mesut Ayaz’ın ailesi “çocuklarının burada olmadıkları” cevabını aldılar.

Bunun üzerine Ayaz’ın annesi Gurbet Ayaz Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ile başvuru yaptı.

Çocuklaırnın 3 gün önce polislerce gözaltına alındığını ancak şimdiye kadar çocuklarından herhangi bir haber alamadıklarını söyleyen aileler, endişe içinde bekliyorlar.

ANF NEWS AGENCY

12 Şubat 2012 Pazar

Mezarsız gittiler
Ruken Adalı -ANF
10:02 / 12 Şubat 2012

İstanbul - Asiye Doğan, Ramazan Doğan ve son olarak da Kemalettin Eren, kaybedilen çocuklarına ait bir mezar taşına sarılamamanın acısıyla hayata veda ettiler. İçlerindeki tek 'şanslı' Baba Ocak oldu; oğlu Hasan'a ait bir mezar taşına sarılabildi ölmeden önce.

Artık üç kuşağı buluşturan Galatasaray'daki Cumartesi Meydanı, bir yandan çoğalırken, bir yandan da eksiliyor. İlk kuşaktan anne ve babaların, kaybettikleri oğullarına ait bir mezara kavuşabilme umutları tükenmese de ömürleri eksiliyor. Asiye Doğan, Ramazan Doğan ve son olarak da Kemalettin Eren, yıllardır aradıkları oğullarının akıbetlerini öğrenemeden hayata "mezarsız" veda ettiler.

ASİYE ANNE DE KAYBEDİLMEK İSTENDİ

Oğlu Seyhan Doğan'ı en son 29 Ekim 1995 gecesi evinden alınıp Dargeçit Tabur Komutanlığı'na götürülürken gören anne Asiye Doğan, 31 Ekim 2000 tarihinde yaşamını yitirdi. Savaşın Dargeçit'ten İstanbul'a sürüklediği Asiye annenin mezarı İstanbul'daki Kanarya Mahallesi Mezarlığı'nda.

Asiye anne, 13 yaşındaki Seyhan gözaltına alındığı andan itibaren onu bulma umudunu hiç kaybetmedi. Hemen ertesi gün tabura giderek, "Çocuklarım nerede?" diye sordu. "Merak etme, çocukların gelir" diye cevap verdiler. İkinci gün yeniden askeri tabura giden Asiye anneye, "Senin çocuklarını bıraktık, eve gittiler, bir daha gelme" dediler. Askerler birkaç gün sonra 9 yaşındaki Hazni'yi serbest bıraktı. Ağabeyi Seyhan'ın gördüğü işkencelere tanık olan Hazni, bütün gördüklerini ailesine anlattı.

Asiye Doğan vazgeçmedi. Her gün tabura giderek oğlunu sordu, savcılıklara dilekçeler verdi. Her başvurunun ardından da gözaltına alındı, sorgulandı, oğlunu aramaktan vazgeçmesi istendi. Sesini duyurabilmek için her yolu denedi ve bir gün MED TV'ye çıktı, "Ben devletten davacıyım, çocuğumu istiyorum" dedi. Anne Asiye Doğan, ertesi gün ortadan kayboldu, 11 gün sonra bulundu. Çok ağır işkencelerden geçirilen Asiye anne, oğlu gibi kaybedilmek istenmişti. Yaşadığı işkenceleri çok anlatmayan anne, İstanbul'a geldiğinde bu kez Cumartesi Annelerine katıldı. Hayata veda ettiği o güne kadar da Cumartesi Meydanı'nı boş bırakmadı.

'BEN OĞLUMUN KEMİKLERİNİ ARIYORUM'

Seyhan'ın babası Ramazan Doğan da, 25 Ağustos 2010 tarihinde geçirdiği kalp krizi ile yaşamını yitirdi.

Asiye annenin ölümünün ardından Seyhan'ı bulma mücadelesinin başına Baba Ramazan Doğan geçti. O da korucu olmayı reddettiği için gözaltına alınmış, gördüğü ağır işkenceler sonucu ellerini kullanamaz olmuştu. Baba Doğan, düzenli olarak Cumartesi eylemlerine oğlu Seyhan'ın fotoğrafı ile geldi.

Baba Doğan, kayıp yakınlarıyla ilgili olarak "Ne iş yaptıklarını bilmiyorum, Cumartesi Anneleri birileri tarafından kullanılıyor" diyen Başbakan Erdoğan'a şöyle seslenmişti:

"Ben Ramazan Doğan gözaltında kaybedilen Seyhan Doğan'ın babasıyım.

29 Ekim 1995'te, gece saat 03:00 sıralarında, Mardin Dargeçit'teki evimize askerler tarafından düzenlenen baskın esnasında 13 yaşındaki oğlum Seyhan Doğan, 9 yaşındaki kardeşi Hazni ile birlikte gözaltına alındı. Olayın hemen ardından eşim Asiye Doğan, Dargeçit'deki tabura giderek 'Çocuklarım nerde?' diye sordu. 'Merak etme, gelirler' diye cevap verdiler. Eşim ertesi gün tekrar tabura gitti, bu sefer 'Senin çocuklarını bıraktık, eve gittiler, bir daha gelme' dediler. Birkaç gün sonra 9 yaşındaki oğlum Hazni'yi serbest bıraktılar. Hazni bütün olanları bize anlattı. Çocuklara işkence yapmışlar, Filistin askısına asmışlar. Ama Seyhan'dan bir daha haber alamadık. Annesi her gün Seyhan'ı soruyor, dilekçeler veriyordu. Aramaktan vazgeçmeyince onu da gözaltına aldılar. 11 gün kendisinden haber alamadık. Gözaltındayken ağır işkence gördü ve sağlığı bozuldu. 'Seyhan' diye diye öldü. Eskiden Galatasaray'a o gelirdi. Şimdi onun yerine ben geliyorum.

Bizim bilgimiz dışında nüfus kütüğümüze Seyhan'ın öldüğünü yazmışlar. Başbakan bizi suçlayacağına bu kaydı düşenleri araştırsın. Benim oğlum daha çocuktu; onu benim kucağımdan alıp götürdüler. Başbakan ne yaptığımı bilmiyorsa söyleyeyim, ben oğlumun kemiklerini arıyorum."

'ARTIK BİR MEZARIMIZ VAR'

Seyhan Doğan'ın babası Ramazan Doğan'ın ardından Hayrettin Eren'in babası Kemalettin Eren de, sarılacak bir mezar taşı bulamadan 24 Ocak 2012 tarihinde hayata veda etti.

Hayrettin Eren, 21 Kasım 1980'den beri kayıp. Eren, arkadaşı Ahmet Öztürk ile buluşmaya gittiği İstanbul Saraçhane'de gözaltına alınarak Karagümrük Karakolu'na götürüldü.

Anne Elmas Eren, haberi alır almaz karakola gitti ve gözaltı kayıt defterinde oğlunun adını gördü. Karakoldakiler, Hayrettin Eren'i Gayrettepe'deki Siyasi Şube'de gördüklerini söylediler. Şubeye giden annesi, oğlunun gözaltına alınırken kullandığı babasına ait otomobili şubenin bahçesinde gördü; ancak aldığı yanıt "gözaltında böyle biri yok" oldu.

Birlikte gözaltına alındığı arkadaşı Ahmet Öztürk, "Tanığım; onu hem karakolda hem de siyasi şubede gördüm" dedi ama hiçbir işe yaramadı. Çünkü savcı aileye, "Size inanıyorum ama bu davayı açarsam meslek hayatım biter" dedi.

31 yıldır oğlunun akıbetini öğrenmek için Cumartesi eylemlerine katılan Hayrettin Eren'in kızı İkbal Eren, son Cumartesi eyleminde yaşadıkları acıyı şöyle anlatmıştı: "31 yıldır bir mezarımızın olmadığını söylüyoruz. Babam da bir mezar için burada oturdu. Artık bir mezarımız var. Ancak o da babamın mezarı. Abimin mezarı hala yok. Başka ne diyebilirim ki!"

BABA OCAK 'ŞANS'LIYDI

Cumartesi insanları, yıllardır kaybettikleri yakınlarına dair bir mezar arıyorlar. Bayram günlerinde ziyaret edebilecekleri ya da sarılıp dertleşebilecekleri bir mezara sahip olmak bir 'şans' onlar için.

Bu 'şans'a sahip olanlardan biri de Hasan Ocak'ın babası Baba Ocak oldu.

Karayolları'ndan işçi emeklisi olan Baba Ocak, 69 yaşındaydı. Hayatının son altı yılını oğlu Hasan için yaşadı. Tartaklandı, kriz geçirdi, hastaneye kaldırdı, iyileşti, yine kalabalıklarla birlikteydi.

Oğlu Hasan Ocak, 20 Mart 1995'de gözaltında kaybedildiğinde, Baba Ocak; eşi Emine Ocak ve çocuklarıyla birlikte oğlu için yollara düştü. Hasan Ocak'ın kaybından 55 gün sonra, onu Kimsesizler Mezarlığı'nda buldu. Hasan'ın işkenceyle öldürülen bedeni, Beykoz ormanlarında bulunmuş, Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'na gömülmüştü.

Baba Ocak ise oğlunun bulunmasından sonra yaptığı basın toplantısında, gazetecileri, "Sizi oğlumun düğününde ağırlamak isterdim" sözleriyle karşılamıştı. Oğlu Hasan'ı "düğün" dediği kitlesel bir cenaze töreniyle Gazi Mezarlığı'nda toprağa verdi.

Baba Ocak, oğlunun cansız bedenine kavuştuktan sonra da sokakları terk etmedi. Bu kez diğer kayıplar için mücadele etti, ta ki hayata veda ettiği 29 Haziran 2001 tarihine kadar...

ANF NEWS AGENCY

11 Şubat 2012 Cumartesi

Kayıp yakınları: Tüm hükümetlere yazıklar olsun
ANF
13:06 / 11 Şubat 2012

Amed - İHD ve kayıp yakınlarının “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganıyla her hafta düzenlediği oturma eyleminde konuşan İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, “Şimdiye kadar şimdiki hükümet dahil olmak üzere hiçbir hükümet, irade gösterip faillerin üzerine gitmedi. Mevcut olan hükümetin döneminde yapılan faili meçhul cinayetler de dahil olmak üzere hepsinin üstü örtülüyor. Biz bundan sonra sadece tüm bu hükümetlere yazıklar olsun diyoruz. Eğer siz bir sivilin katilini bulamıyorsanız yazıklar olsun size” diye konuştu.

İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının her hafta "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" sloganıyla düzenlediği oturma eylemi 157'inci haftasında Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde devam etti. İHD üye ve yöneticilerinin yanı sıra MEYA-DER, Barış Anneleri İnisiyatifi, KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri ile kayıp yakınlarının katıldığı eyleme bu hafta Diyarbakır Tabip Odası yöneticileri katılarak destek verdi. Faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitiren ve kaybedilenlerin fotoğrafları taşındığı eylemde ilk olarak konuşan İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, son zamanlarda kayıp ve faili meçhul cinayetlere ilişkin gerçek dışı ve bilimsellikten uzak açıklamaların yapıldığına vurgu yaparak, “Son zamanlarda kayıpların failleri konusunda farklı yönlendirmeler yapılmak isteniyor. Biz bu açıklamaların hiçbirine itibar etmiyor ve bunların art niyetli olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca bu konularda açıklama yapanlardan bundan vazgeçmelerini bekliyoruz” dedi.

Yıllardır kayıpların bulunması için çaba içerisinde olduklarını vurgulayan Bilici, şunları söyledi: “Ama maalesef şimdiye kadar şimdiki hükümet dahil olmak üzere hiçbir hükümet, irade gösterip bunların üzerine gitmedi. Bugüne kadar hiçbir kaybın bulunması için çaba göstermedi. Mevcut olan hükümetin döneminde yapılan faili meçhul cinayetler de dahil olmak üzere hepsinin üstü örtülüyor. Üzerine giden insanlar hakkında da soruşturmalar açılıyor. Biz bundan sonra artık sadece bu hükümet de dahil olmak üzere tüm hükümetlere yazıklar olsun diyoruz. Eğer siz bir sivilin katilini bulamıyorsanız yazıklar olsun size. Artık sizler bu yaşananlara ortaksınız. Şimdiye kadar hiç kimsenin faili ortaya çıkarılmamıştır. Biz bazı kayıpları bulduk ancak, bunları kaybedenler hakkında herhangi bir işlem yapılmış değildir.”

Suriye’de yaşanan olaylara değinen bilici, Suriye hükümetinin gerçekleştirdiği katliamlardan vazgeçmesini istedi.

HAKİKATLERİ ARAŞATIRMA KOMİSYONU KURULSUN

Bilici’nin ardından eyleme katılarak destek veren Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Şemsettin Koç, kayıp yakınlarının mücadelelerini selamladığını ifade eden Koç, “Yakınlarını kaybeden analar, bacılar, çocuklar, birçok zorluğa rağmen kayıpların bulunması için yılmadan mücadelelerini sürdürmeye devam etti. Ama maalesef bugüne kadar bir ilerleme sağlanmadı. Bu kayıpların ortaya çıkması için Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun kurulması gerekir” dedi.

Türkiye’de demokratik zeminin kurulması için, adaletin sağlanması gerektiğini ifade eden Koç, bu ülkede katliamların halen devam ettiğini, son olarak Roboski’de bunun açığa çıktığını dile getirdi. Koç, “Barış ortamını yakalamak istiyorsak, mutlaka geçmişle yüzleşmemiz gerekiyor. Sorunlarla yüzleşmeden hiçbir şeyi çözme şansımız olamayacaktır” diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi’nde 27 Haziran 1994 yılında dükkanından çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Nurettin Çur’un kaybediliş hikayesini ağabeyi Musa Çur, anlattı. Konuşması sırasında duygulu anlar yaşayan Çur, yaptıkları tüm girişimlere rağmen kardeşinden bir daha haber alınamadığını söyledi.

Kayıp yakınları daha sonra 5 dakikalık oturma eylemi yaparak eylemlerine son verdi.

ANF NEWS AGENCY

5 Şubat 2012 Pazar

Kayıp yakınları: AKP'li vekiller gerçeğin üstünü örtüyor
ANF
13:50 / 28 Ocak 2012

Amed - İHD ve Kayıp yakınlarının “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” eylemi Diyarbakır ve Batman'da devam etti. İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, 23 kişiye ait kemiğin çıktığı İçkale'deki JİTEM merkezinde yapılan kazılara getirilen gizlilik kararına ve AKP’li milletvekillerinin kemiklerin ait olduğu döneme ilişkin yaptıkları açıklamalara tepki gösterdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının her hafta "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" sloganıyla düzenlediği oturma eylemi 155'incisi haftasında Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde devam etti. İHD üye ve yöneticilerinin yanı sıra MEYA-DER, Barış Anneleri İnisiyatifi, KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri ile kayıp yakınlarının katıldığı eylemde, faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitiren ve kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı.

Oturma eylemi öncesi bir konuşma yapan İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, Şırnak ve Diyarbakır'da yapılan kazılara ve çıkan insan kemiklerine dikkat çekerek, o dönemlerde insanlık suçlunu işleyenlerin belli olmasına rağmen her hangi bir adımın atılmadığını söyledi. AKP hükümetinin faillerin bulunup yargılanması için samimi bir tutum içine girmediğini belirten Bilici, toplu mezarlara getirilen gizlilik kararına tepki gösterdi.

AKP Diyarbakır Milletvekilleri Oya Eronat ve Galip Ensarioğlu’nun kemiklerin çok eski döneme ait veya heyelan sonucu ölenlere ait olabileceği yönündeki açıklamalarına tepki gösteren Bilici, “JİTEM merkez üssünde ortaya çıkan kemikler için soruşturmaya gizlilik kararı verildi. Kemiklerin hangi döneme ait olduğuna dair herhangi bir bilgi verilmiyor. Ancak AKP’li milletvekilleri çıkıp heyelan sonucu veya İstiklal Mahkemeleri döneminde asılanlara ait olduğunu beyan ediyorlar. Siz nereden biliyorsunuz bunları? Siz bu konuda uzman mısınız? Sizler kalkıp bu tarz açıklamalar yapacağınıza, hükümetinize bu kayıpları bulması yönünde baskı yapın, bu kayıpların faillerinin yakalanması konusunda çalışın” dedi.

AKP'li milletvekillerinin söz konusu açıklamalarını, "gerçeğin üstünü örtme" çabası olarak değerlendiren Bilici, AKP'nin samimiyetten yoksun olduğunu söyledi.

Bilici’nin ardından eyleme katılarak destek veren Belediye İş Sendikası Diyarbakır Şube Başkanı Vezir Perişan, bir konuşma yaptı. Sendika olarak her zaman kayıp yakınlarının yanında olduklarını belirten Perişan, devletin kayıpların akıbetini açıklaması gerektiğini söyledi.

GÜÇLÜKONAK’TAKİ TOPLU MEZARIN HİKAYESİ

Konuşmaların ardından İHD Kayıp Komisyonu Üyesi Necibe Güneş Perinçek, 1993 yılında Şırnak'ın Güçlükonak İlçesi'nde gözaltına alınarak kaybedilen ve geçtiğimiz günlerde Yağızoymak Köyü'nde yapılan kazı sonucunda toplu mezarlarına ulaşılan Ömer Çetin, Beşir Başkak, Abdulllah Güler'in gözaltı, infaz ve yargı süreçlerini anlattı.

Yapılan konuşmaların ardından kayıp yakınları 5 dakikalık oturma eylemi yaparak eylemlerine son verdi.

BATMAN

Batman'da ise, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" eylemi Gülistan Caddesi'nde yapıldı. Eyleme İHD yöneticileri ve kayıp yakınlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Açıklama yapan İHD Batman Şube Yöneticisi Nihat Ekinci, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" eylemini failler bulunup yargılanana kadar sürdüreceklerini söyledi. Bölgede, 90'lı yıllarında bir vahşetin yaşatıldığını belirten Ekinci, "90'lı yıllarda insanlar ölüm kuyularına atıldı. Şimdi ise o kuyulardan çıkartılıyorlar. Ama bu yaşananlar Türkiye'nin gerçekliğinden başka bir şey değil" diyerek işlenen cinayetlerin bir an önce ortaya çıkarılmasını istedi.

Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

ANF NEWS AGENCY
Kayıp yakınları: Hakikat kabusunuz olacak
ANF
13:05 / 04 Şubat 2012

Amed - İHD ve Kayıp yakınlarının “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganıyla her hafta düzenlediği oturma eyleminde konuşan İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, AKP’nin sürekli geçmişle yüzleşmekten bahsettiğini belirterek, “Eğer samimiyseniz, gelin Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nu kuralım. O komisyon yapılan tüm katliamları, vahşeti ortaya çıkarsın” dedi. CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise, hükümetin kayıplar konusunda yapması gereken 4 temel görevinin olduğunu belirterek, “Buradan tekrar söylüyorum; hakikat bir gün kabus olarak onların yüzüne geri dönecektir” diye konuştu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının her hafta "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" sloganıyla düzenlediği oturma eylemi 156'ıncı haftasında Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde devam etti. İHD üye ve yöneticilerinin yanı sıra MEYA-DER, Barış Anneleri İnisiyatifi, KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri ile kayıp yakınlarının katıldığı eyleme bu hafta CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile İHD’nin bölge illerinde bulunan şube başkanları katıldı. Faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitiren ve kaybedilenlerin fotoğrafları taşındığı eylemde ayrıca Alman ZDF kanalı da bir özel bir program yapmak amacıyla çekimler ve kayıp yakınlarıyla röportajlar gerçekleştirdi.

Oturma eylemi öncesi bir konuşma yapan İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, 156 haftadır kayıpların bulunması ve faillerinin yargılanması amacıyla oturma eylemi gerçekleştirdiklerini belirterek, tüm çabalarına rağmen hükümetin bu konuda bir adım atmadığını dile getirdi. AKP hükümetin yapması gerekenleri yapmadığını ifade eden Bilici, “Biz buradan tekrar çağrıda bulunmak istiyoruz; bu coğrafyada kaybedilenlerin bulunması için, faillerin yargılanması için hakikatleri araştırma komisyonu kurulmalıdır. Bu komisyon kurulmadan, hakikatler açığa çıkmaz, kayıplar bulunamaz. Tıpkı bizim ülkemiz gibi, başka ülkeler de bu süreci yaşamıştır. Kayıpların olduğu ülkelerde, hükümetler irade göstermiştir, yapılan insanlık dışı uygulamaları kabul etmişlerdir ve bunların ortaya çıkarılması için çaba içerisinde olmuştur. Bağımsız bilimsel çalışan komisyonlar oluşturmuşlardır. Biz de bu ülkede böylesi bir çaba ve çalışmayla tüm hakikatlerin ortaya çıkabileceğine inanıyoruz” dedi.

KULAKLARINIZI TIKAMAYIN

Hükümetin ve yakın çevresinin 90’lı yıllarda yaşanan bazı olayları PKK’nin üstüne yıkmaya çalıştıklarını kaydeden Bilici, “Basın yayın organlarında zaman zaman bu yönlü çeşitli iddialar ortaya atılıyor. Bizler buradan çağrıda bulunuyoruz; eğer samimiyseniz, eğer dürüstseniz, buyurun Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nu kuralım ve kim ne yapmış ortaya çıkaralım. O zaman devlet mi yapmış, örgüt mü yapmış ortaya çıkacaktır. Eğer kendinize güveniyorsanız, bu önerilere kulaklarınızı tıkamayın” diye konuştu.

KATLİAMLARIN SORUMLUSU SİZSİNİZ

Hükümetin bu talepleri karşılamak yerine siyasi ve askeri operasyonları aralıksız sürdürdüğüne işaret eden Bilici, şunları söyledi: “Biz kayıplarımızın bulunmasını, faillerinin yargılanmasını isterken, hükümet bunu yapacağına siyasi ve askeri operasyonlarına devam etmektedir. Katliamları yapmakta ısrar etmektedir. Bu sorunun çözümü bu değildir. Çözüm, hakikatlerin açığa çıkarılmasındadır, bu sorunun demokratik, barışçıl bir şekilde çözülmesidir. İzlediğiniz yol ve yöntem doğru yöntem değildir, bunlar denenmiştir. Bunların sonucu acı olmuştur, gözyaşı olmuştur, ölüm olmuştur. Defalarca denenmiş yöntemleri denemeye devam etmeyin, bundan vazgeçin artık. Bunu yapmazsanız, katliamların sorumlusu sizsiniz.”

HÜKÜMETİN YAPMASI GEREKENLER

Bilici’nin ardından konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, kayıpların bulunması ve hakikatlerin ortaya çıkması için hükümetin yapması gereken 4 şey olduğunu belirterek, “Öncelikle 2006 yılında imzaya açılan BM Uluslar arası Kayıplar Sözleşmesi’ni hükümetin parlamentoya getirip, kabul etmesi, imzalaması lazım. Bugüne kadar 91 ülke imza attı. Türkiye’nin imzalamaması için hiçbir engel yok. Onun için bir an önce Meclis’e getirmesi lazım” dedi.

Tanrıkulu şöyle devam etti: İkinci olarak, defalarca dile getirdik ve getirmeye devam edeceğiz. Bu hükümet kayıplarla yüzleşmeden, insanlığa karşı işlenmiş suçlarla yüzleşmeden, Türkiye’de barışı sağlayamayız, adaleti, demokrasiyi sağlayamayız. Bu nedenle hükümetin yapacağı ikinci iş, daimi, özel yasayla kurulmuş, uluslar arası standartlara uygun bir komisyon kurmak olmalıdır. Bu irade, muhalefet partilerinde var ve toplumun büyük kesiminde bu istek var. Artık hükümet bu isteklere kulaklarını tıkamamalıdır. Üçüncü olarak, faili meçhul cinayetler ve kayıplar insanlığa karşı işlenmiş suçlar olduğundan, ceza yasasındaki bu davalarda zaman aşımı süreleri kaldırılmalıdır. Bunun için Meclis’te adım atılmalıdır. Bu konuda verilen önergelere hükümet destek vermelidir. Bu konuda yeni yasal düzenleme yapılmalıdır. Failler bu sürenin dolmasını beklemektedir. Failler bilmeli ki, onlar ölene kadar bizim nefesimiz onların ensesinde olacak. Gelip hesap vermeliler. Dördüncü olarak yapmamız gereken iş, İHD ve TİHV öncülüğünde bir veri bankası kurulmalıdır. Bugüne kadar yaşanan tüm kayıp vakaları ve faili meçhuller bu veri bankasında toplanmalıdır. DNA örnekleri bu veri bankasında olmalıdır. Hükümet de buna destek olmalıdır. Ancak buna destek olunacağına, İHD basılarak bu verilerin içinde olduğu bilgisayarlarına el konulmuştur. Yani veriler yok edilmek istenmiştir. Buradan tekrar söylüyorum; hakikat bir gün kabus olarak onların yüzüne geri dönecektir.

Tanrıkulu’nun ardından 12 Eylül askeri darbesi sonrası gözaltına alınarak, kaybedilen Recep Yenisoy’un hikayesi ablası Ayşan Yenisoy tarafından anlatıldı.

Yapılan konuşmaların ardından kayıp yakınları 5 dakikalık oturma eylemi yaparak eylemlerine son verdi.

ANF NEWS AGENCY

30 Aralık 2011 Cuma

Bakanlık: Mezarları İstanbul'da

30/12/2011 2:00

İçişleri Bakanlığı'na göre gözaltında kaybolan, Çarkın'ın 'Ellerimle gömdüm' dediği Efeoğlu kardeşlerin mezarı İstanbul'daymış.
Bakanlık: Mezarları İstanbul'da

1990 lı yıllarda üniversitede okuyan iki kardeş iki yıl arayla gözaltına alınmış ve bir daha da kendilerine ulaşılamamıştı.
MESUT HASAN BENLİArşivi






ANKARA- 1990’lı yıllarda gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan Ali ve Ayhan Efeoğlu’nun ailesi tarafından açılan tazminat davasında İçişleri Bakanlığı tartışılacak bir savunma yaptı. Bakanlık mahkemeye gönderdiği ilk savunmada, Efeoğlu kardeşlerin ailelerinin bile bilmediği mezarlarının İstanbul’da olduğunu öne sürdü. Bu savunmadan bir süre sonra mahkemeye gönderilen ikinci savunmadaysa Efeoğlu kardeşlerin ‘kayıp olup olmadığının belli olmadığı’, iki kardeş hakkında hâlâ arama kararı olduğu belirtildi.
Dev-Sol üyesi olduğu iddia edilen Ayhan Efeoğlu 6 Ekim 1992’de, kardeşi Ali Efeoğlu da 5 Ocak 1994’te gözaltına alınmış, iki kardeşten bir daha haber alınamamıştı. Gözaltında işkence sonucu öldürüldüğü iddia edilen Efeoğlu kardeşlerin ailesi yıllardır oğullarının en azından mezarının bulunmasını isterken, İçişleri Bakanlığı aleyhine de Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açmıştı. İçişleri Bakanlığı 4 Kasım 2011’de mahkemeye savunma gönderdi. “Dava konusu olay idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklandı” denilen savunmada şöyle denildi:

‘Biz bilmiyorduk’
“Mahkemeniz aksi kanaatteyse yetki itirazında bulunuyoruz. Zira, haksız fiil İstanbul’da meydana gelmiştir. Dava dilekçesindeki beyanlara göre ‘kayıp olduğu iddia edilen’ kişilerin kabirlerinin İstanbul’da olması, ceza soruşturmasının İstanbul’da yapılmış olması nedenleriyle usul ekonomisi ve dosyanın akıbeti açısından sayın mahkemenizin yetkisizliğine, dosyanın yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemes’ne gönderilmesine karar verilmesini talep ediyoruz.” Efeoğlu ailesinin avukatı Mustafa Yağcı’ysa ailenin yıllardır çocuklarının mezarlarının aradığını belirterek “Aile çocuklarının mezarlarını İstanbul’da olduğunu bilmiyordu. Bunu bakanlığın dilekçesinde öğrendik. Aile zaten yıllardır bari mezar taşlarına ulaşalım diye mücadele ediyordu” diye konuştu. Bakanlık aynı tarihli dilekçesinde zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini de savunarak, “Davacıların talep ettiği maddi ve manevi tazminat miktarları fahiştir. Davacıların oğullarının kayıp olduğuna ilişkin hiçbir belge sunulmamıştır” dedi. İçişleri Bakanlığı daha sonra mahkemeye ikinci bir savunma daha gönderdi.

‘Kayıp iddiası doğru değil’
29 Kasım 2011’deki ikinci savunmadaysa iki kardeşin gözaltına alındığı iddiasının doğru olmadığı öne sürüldü. İlk savunmasında “Kabirleri İstanbul’da” diyerek, yetkisizlik kararı talep edep bakanlık, ikinci savunmasında Ali ve Ayhan Efeoğlu’nun hâlâ arandığını ifade etti. Savunma dilekçesinde “Terör olayları içerisinde iken akıbeti bilinmeyen kayıp şahıslardan oldukları için bu olaylara müdahale edebilecek Emniyet Genel Müdürlüğü, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile halen bu konuda yazışma soruşturmalar sürdürmektedir” denildi.

Hâlâ aranıyorlarmış
Savunmada Efeoğlu kardeşlerin karıştığı eylemlerin dökümüne de yer verildi. 6 Ekim 1992’de gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınmayan Ayhan Efeoğlu’nun 18 Mart 1993’te Bayrampaşa’da 10 polis memurunun yaralanmasına sebebiyet veren eylemde Law silahını kullanan kişi olduğu öne sürüldü. Savunmada 2003’te İstanbul DGM Başsavcılığı’nın Ayhan Efeoğlu için arama kararı çıkartıldığı belirtildi. Savunmada 5 Ocak 1994’te gözaltına alınan Ali Efeoğlu için de şu değerlendirme yapıldı: “31 Ağustos 1994’te tarihinde yasadışı Devrimci Sol adlı terör örgütüne yönelik olarak yapılan operasyonda yakalanan Ercan Kartal ve arkadaşları hakkında tanzim edilen tahkikat evrakı ile birlikte İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilerek dosyadan firar olarak aranmaya başlandığı anlaşılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Temmuz 2009 Ali Efeoğlu hakkında yakalanması istediği görülmüştür.”


‘Ben gömdüm’
Ankara’daki faili meçhul cinayetler soruşturmasında tutuklu olan eski özel harekâtçı Ayhan Çarkın, itiraflarında şunları söylemişti: “Cumartesi Anneleri 16 yıl önce kaybolan çocuklarını arıyor. Ölüsünü veya dirisini görmek istiyorlar. Ayhan Efeoğlu’nu bizzat ellerimle gömdüm. Bana şu bombayı imha et diye paket verdiler. Götürdüm içerisinden insan çıktı. Bu şahsın Ayhan Efeoğlu olduğunu öğrendim. Mezarını gösterebilirim.”

28 Aralık 2011 Çarşamba

Kayıp yakınları: Maraş Katliamı'nın gizli arşivleri açılsın
ANF
14:00 / 24 Aralık 2011

Amed - İHD ve kayıp yakınları tarafından "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" sloganıyla düzenlenen oturma eyleminde konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Av. Cafer Koluman, Maraş'ta Alevi, solcu, demokrat insanların kıyımdan geçirildiğini ve sağ kalanların da baskı, sindirme, korku psikolojisi ile göçe zorlandığını belirterek, devletin bu katliamla iligili "gizli" arşivlerini açmasını istedi. Batman'da yapılan eylemde baskı, gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterildi.

Diyarbakır ‘da İHD ve kayıp yakınları tarafından her hafta "Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın" sloganıyla gerçekleştirilen oturma eyleminin 150'nci haftasını geride bıraktı. Bu hafta yapılan oturma eyleminde Maraş Katliamı ile 19 Aralık'ta "Hayata Dönüş" operasyonu adı altında cezaevinde katledilenler anıldı. Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde yapılan oturma eylemine İHD üye ve yöneticileri, MEYA-DER, TUHAD-FED, Pir Sultan Abdal Kültür ve Dayanışma Derneği, Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, KESK'e bağlı sendikaların temsilcileri ile Dicle Üniversitesi öğrencileri katıldı.

Oturma eylemi öncesi konuşan İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, kayıplar ile ilgili devletin hiçbir girişimde bulunmadığını belirterek, "Biz insan hakları savunucularına ise bu faillerin ortaya çıkması için mücadele verdiğimizden dolayı hakkımızda soruşturmalar açılıyor. Biz diyoruz ki bu ülkede insanlar ölmesin hiç kimse yaşamını yitirmesin işte dün bir asker yaşamını yitirdi. Gerillalar yaşamını yitiriyor" dedi.

Bilici, Kürt basın kuruluşlarına yapılan baskında gözaltına alınan gazetecilerden 36'sının tutuklandığına da dikkat çekerek, "Biz bu insanlık dışı uygulamalar ve bu hak ihlalleri bir an önce son bulsun istiyoruz" dedi.

24 Aralık 2009’da Kürt siyasetçi ve insan hakları savunucularına yönelik düzenlenen operasyonun yıldönümü olduğunu hatırlatan Bilici, Şube Başkanları Av. Muharrem Erbey ve çok sayıda siyasetçinin barış istedikleri için halen tutuklu bulunduğunu dile getirdi.

Bilici'nin ardından konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Av. Cafer Koluman, Maraş Katliamı'nı gerçekleştirenlerin amacının 12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamak olduğunu aktararak, "Diğer bir amaçları ise halklar ve inançlar bahçesi olan Maraş'ta Alevi, solcu, demokrat insanları kıyıma uğratmaktı. Sağ kalanları da baskı, sindirme, korku psikolojisi ile göçe zorlamaktı" dedi. "Devlet derin çekmecelerinde sakladığı gizli arşivleri açıklasın" diyen Koluman, "Devlet, katliamları yaşayan tanıkları dinlemelidir. Arşivlerin, yaşayan tanıkların, kitap, belge ve o dönemdeki mahkeme tutanaklarının ışığında katliamda suçu, hatası olanlar evrensel hukuk verileri çerçevesinde yargılanmasını istiyoruz" dedi.

Ardından söz alan İHD Kayıp Komisyonu Üyesi Necibe Güneş Perinçek, 19 Aralık Cezaevi Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin hikayesini anlattı. Perinçek, "Hayata Dönüş" adı altında gerçekleştirilen operasyonda yaşamını yitirenlerin isimleri tek tek okudu.

Yapılan konuşmaların ardından kayıp yakınları 5 dakikalık oturma eylemi yaparak eylemlerine son verdi.

BATMAN

Batman'da da İHD üyeleri ve kayıp yakınlarının düzenlediği "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" eylemine Gülistan Caddesi'nde devam edildi. Kayıpların fotoğraflarının açıldığı eyleme İHD'nin yanı sıra BDP il yöneticileri ve kayıp yakınlarının yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Eylemde konuşan İHD Yöneticisi Nihat Ekinci, kayıpların akıbeti açıklanıncaya kadar mücadelelerine devam edeceklerini dile getirdi. Son dönemlerde uygulanan gözaltı ve tutuklanmalara tepki gösteren Ekinci, "AKP'nin bu kirli bu politikaları yararlı sonuçlar doğurmayacak. Bu haksız gözaltı ve tutuklanmalar bu ülkeyi demokrasiye götürmez" dedi.

Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

ANF NEWS AGENCY