8 Ekim 2011 Cumartesi

Cumartesi Anneleri Kırbayır'ın akıbetini sordu
ANF
13:33 / 08 Ekim 2011

ISTANBUL - Galatasaray Meydanı'nda 341. haftasına ulaşan adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri, "KCK" adı altında Kürt siyasetçiler yönelik gelişen operasyonları protesto etti. Eylemde Meclis İnsan Hakları Komisyonu raporunda da işkenceyle öldürüldüğü belirtilen Cemil Kırbayır'ın akıbeti soruldu.

Faili meçhul cinayetlere kurban giden ya da kaybedilen yakınlarının bulunması ve faillerinden hesap sorulması için adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri, 341. kez Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi gerçekleştirdi. Her hafta olduğu gibi "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartı ile katledilen ve kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan anneler, karanfillerle adalet talebinde bulundu.

KIRBAYIR DAVASI AİHM’E GÖTÜRÜLECEK

Cumartesi Anneleri'nin eyleminde ilk olarak konuşan Karbayır ailesinin avukatı Eren Keskin, Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun Mayıs ayında Cemil Kırbayır'ın işkenceyle öldürüldüğü ve cesedinin yok edildiğini belirttiği raporu anımsatarak, bu raporun işkence ve kayıpların itirafı olduğunu söyledi. Gözaltına kayıpların kontrgerilladan ayrı düşünülemeyeceğini belirten Keskin, gözaltındaki kayıpların AKP ve Genelkurmay arasındaki uyum çerçevesinde devam ettiğini vurguladı. Kırbayır için Kars Savcılığı'nda başlatılan soruşturmanın, muhtemelen zaman aşımı gerekçesiyle sonuçlandırılamayacağını belirten Keskin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AIHM) gitmeye hazırlandıklarını söyledi.

DERİN ARŞİVLERİNİZ AÇILDIĞINDA..

Keskin'in ardından haftanın basın açıklamasını ise kayıp yakınlarından Başak Can yaptı. 13 Eylül 1980 tarihinde Kars'ın Göle ilçesinde gözaltına alınan ve 8 Ekim'de ise işkence ile öldürülen Cemil Kırbayır'ın kaybedilişin 31. yılında bir kez daha adaletin peşinde olduklarını belirten Can, Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun Mayıs ayında Kırbayır'ın işkenceyle öldürüldüğü ve cesedinin yok edildiğini belirttiği rapor ile devletin sorumluluğunu devlet tarafından belgelendiğine dikkat çekti. Can, rapora rağmen Kırbayır'ın sorgusuna giren emniyet, MIT ve Genelkurmay görevlilerin hala yargılanmadığına dikkat çekerek, bunun suçlularla ortaklığın devam edilmesi anlamına geldiğini söyledi. Can, gözaltında kaybedilenler için komisyon kurmanın ve devlet eliyle kaybedildiklerinin itiraf edilmesinin yeterli olmadığını dile getirdi. Raporlarda adı geçen suçlular cezalandırılmadığı sürece, kayıpların mezarları teslim edilmediği sürece bu dosyaların kendileri için kapanmayacağını hatırlatan Can, "Vicdandan, insanlıktan bahsedebilmeniz için, hızlı ve tarafsız soruşturma yürütülmesini sağlayarak, kayıplarımızı bize geri verin. Biliyoruz ki derin arşivleriniz açıldığında bizim sevdiklerimizin akıbeti de ortaya çıkacak" dedi.

KÜRT SİYASETÇİLERİNE YÖNELİK OPERASYONLAR PROTESTO EDİLDİ

Eylemde, kayıp yakınlarının, kayıplarını arama çabası içindeyken "KCK" adı altın geçekleştirilen operasyonlarda Kürt siyasetçilerin gözaltına alınması da protesto edildi. Urfa'da kaybedilen Nazım Babaoğlu'nun yakını Cemal Babaoğlu ile 1993'de Urfa'nın Siverek İlçesi'nde gözaltına alınan ve kaybedilen Hüseyin Taşkaya'nın kardeşi Faik Taşkaya'nın KCK operasyonları kapsamında gözaltına alındığı belirtildi. Hüseyin Taşkaya'nın eşi Sultan Taşkaya, sabah saat 04.00'da evlerine baskın yapıldığını belirterek, "Ağabeyini aramak suç muydu? Bizim evimizin direği kayboldu. Nasıl aramayalım? Urfa'dan kaçtık Van'a gittik. Van'dan buraya geldik. Burada da rahat bırakmadılar. Eğer aramak suçsa biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz" dedi.

ANF NEWS AGENCY
Berfo Ana oğlunu andı

08/10/2011 19:24


Ardahan'ın Göle İlçesi'nde 13 Eylül 1980 tarihinde gözaltına alındıktan sonra akibetinden haber alınmayan Cemil Kırbayır, doğup büyüdüğü Okçular Köyü'nde anıldı.
Berfo Ana oğlunu andı

Deniz BAŞLI

31 yıl önce gözaltına alındıktan sonra kaybolan oğlu Cemil Kırbayır ile ilgili haber alamadığını söyleyen 104 yaşındaki Berfo Kırbayır, "Oğlumun mezarını bile görsem bana yeter" diyerek Türkçe-Kürtçe ağıtlar yaktı. Göle İlçesi’ne bağlı Okçular Köyü’nde Cemil Kırbayır’ı anmak için düzenlenen törene Berfo ana, köylüler, Emekçi Hareket Partisi Genel Sekreteri Gün Çağ Aydın, CHP Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan, BDP Göle teşkilatı, Artvin 78’liler Derneği temsilcileri, Kars İHD Temsilcileri, Kars Barosı temsilcileri, ailenin avukatı Yaşar Kaya katıldı. Ağabey Mikail Kırbayır, kardeşi, Cemil Kırbayır’ı en son 8 Ekim 1980 tgünü gördüğünü söyledi. O günden sonra Cemil’den haber alamadıklarını belirten Mikail Kırbayır, şunları söyledi:

"Cemil 13 Eylül’de Göle’deki evinde göz altına alındı. 8 Ekimde Kars Sıkıyönetim gözetimevine götürüldü. Bu tarihte kardeşime para ve giysi götürdüm. 9 Ekim’de tekrar gittiğimde ’burada öyle birisi yok, firar etti’ dediler. Ancak, görgü tanıkları büyük bir işkence gördüğünü söyledi. Ben ve 104 yaşındaki Berfo anam 31 yıldır Cemil’in yolunu bekliyoruz. Anneme Cemil’in kemiklerini göstermeden o da ölmeyecek. Ölüme meydan okuyacak."

BAŞBAKAN ERDOĞAN'A SESLENDİ

Konuşmasında vefat eden annesi Tenzile Erdoğan’ı bugün toprağa veren Başbakan Erdoğan’a da seslenen Mikail Kırbayır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir gece kardeşimi götürdüler bir daha da haber alamadık. 1980’lerde ’kardeşim nerede’ diye ısrarla devlete sordum. 12 Eylül bürokrasisi cevap olarak beni sürgün etti. Ben buradan Başbakan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum, faillerin bulunması konusunda başlattığınız soruşturmanın sonucunu istiyoruz. Bugün sizin anneniz rahmetli oldu. Evlat acısı ana acısından daha zordur. Ne olur bize anlayın."

Köyde düzenlenen törende gözyaşlarını tutamayan "Berfo Ana" olarak tanınan Berfo Kırbayır, Türkçe ve Kürtçe ağıtlar yaktı. "Oğlumun mezarını görsem yeter. 31 yıldır evimin kapısını açık tutuyorum" diyen Berfo Ana, defalarca oğlunun fotoğrafını öptü. Berfo Ana, bu acıyı yaşatanlardan hesap sorulmasını istedi. Törene katılan Cemil Kırbayır’ın arkadaşları, siyasi parti temsilcileri birer konuşma yaptı.

Emekçi Hareket Partisi Genel Sekreteri Gün Çağ Aydın, köyde yaptığı basın açıklamasında, "TBMM tarafından kurulan Komisyon 3.5 aylık çalışması sonucu hazırladığı raporunda Cemil Kırbayır’ın Kars’ta işkence ile öldürüldüğünü ve cesedinin kaybedildiği açıklandı. Türkiye ilk kez devlet gözaltında kaybetme suçunu kabul etti. Devlet suçunu kabul etti ama kaybedenler hala yargı önüne çıkmadı. Cemil’in mezarını açığa çıkaramadı. Değişen bir şey olmadı. 31 yıldır adaleti arıyoruz. Ama kararlıyız kaybedenler hesap verecek. Buradan bir kez daha Başbakana sesleniyoruz sözünüzü tutun Cemil’in mezarını Berfo Anaya verin" diye konuştu.

BAŞBAKANLA GÖRÜŞMÜŞTÜ
Berfo Ana, 7 Şubat 2011 günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmeyle gündeme gelmişti. Cumartesi Anneleri’nden biri olan Berfo Kırbayır, görüşmede Ardahan Göle’deki evinden askerler tarafından alınan ve tam 31 yıldır kayıp olan oğlu Cemil’in bulunmasını istemişti. (DHA)

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065753&Date=08.10.2011&CategoryID=77

1 Ekim 2011 Cumartesi

Kayıp yakınları: Başbakan kan üzerinden siyaset yapıyor
ANF
12:47 / 01 Ekim 2011

Amed - İHD ve kayıp yakınlarının “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” sloganıyla düzenlenen oturma eyleminde konuşan İHD MYK Üyesi ve Diyarbakır Şube Yöneticisi A. Serdar Çelebi, Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde söylediği “ciğerim yanıyor” sözlerini anımsatarak, “Senin ciğerin yanıyor da buradaki insanların yüreği yanmıyor mu? Kalkıp sadece ciğerim yanıyor demekle sorunlar çözülmüyor. Ciğerin yanıyorsa başkasının yüreğindeki ateşi de anlayabilmelisin. Başbakan’ın yaptığı kan üzerinden siyaset yapmaktan başka bir şey değildir” dedi.

İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları tarafından “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganıyla her hafta düzenlenen oturma eylemi, 138. haftasında Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Kaybedilen ve faili meçhul cinayetlere kurban gidenler ile savaş döneminde yaşamını kaybeden çocukların fotoğraflarının taşındığı eyleme, İHD yönetici ve üyeleri, KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri, MEYA-DER, TUHAD-DER ve Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri ile kayıp yakınları katıldı.

Oturma eylemi öncesi bir konuşma yapan İHD MYK Üyesi ve Diyarbakır Şube Yöneticisi A. Serdar Çelebi, her hafta kayıpların bulunması amacıyla oturma eylemi gerçekleştirdiklerini belirterek, “Biz buraya sadece muhalefet etmek için gelmiyoruz. Burada sadece birilerini sıkıştırmak için oturmuyoruz. Bu insanların yüreği yandığı için buradalar. Kayıplarının bulunmasını istiyorlar, faili meçhul cinayete kurban giden yakınlarının faillerinin bulunmasını istiyorlar” dedi.

KAN ÜZERİNDEN SİYASET YAPIYOR

Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde söylediği ve günlerce medya tarafından işlenen “ciğerim yanıyor” sözlerini anımsatan Çelebi, şöyle konuştu: “Başbakan ‘ciğerim yanıyor’ diyor. Senin yüreğin yanıyor da buradaki insanların yüreği yanmıyor mu? Kalkıp sadece ciğerim yanıyor demekle sorunlar çözülmüyor. Yüreğin yanıyorsa başkasının yüreğindeki ateşi de anlayabilmelisin. Bu insanların yüreğindeki acıyı anlamıyorsan söylediklerin çok da anlamlı değildir. Başbakan’ın yaptığı sadece kan üzerinden siyaset yapmaktan başka bir şey değildir. Bu insanlar devletin bilgisi dahilinde gözaltına alınmak suretiyle kim olduğunu bildiğiniz çevreler tarafından katledildi. Madem yüreğiniz yanıyor bulun bu kayıpları ve faillerini.”

CİĞERİ YANIYORSA ÇÖZÜM İÇİN ÇABA GÖSTERSİN

Kayıp yakınlarının acısının Başbakan’ınkiyle eşdeğer tutulamayacak büyüklükte olduğunu kaydeden Çelebi, “Dikkat edin Başbakan ciğerim yanıyor deyip halkı direnişe davet edebiliyor. Geçmişte bu direniş daveti Hizbullah gibi bir örgütü ortaya çıkarmış, kanlı bir dönemin yaşanmasına neden olmuştu. Yine yakın tarihte Başbakan’ın direnişe daveti batıda bazı kesimleri pompalı tüfeğini alarak sokağa çıkma cesaretini vermişti. İşyerleri taşlanıp göçe zorlanan vatandaşlara rastladık. Gerçekten yüreği yanıyorsa, halkı direnişe davet edeceğine, sorunun çözümü için çaba göstermelidir. Yüreği yanan bu insanların acısına çare bulmalıdır” diye konuştu.

KEMAL MUBARIZ’IN KAYBEDİLİŞ HİKAYESİ

Çelebi, konuşmasının ardından 1 Şubat 1994 tarihinde Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde JİTEM elemanları ve askerler tarafından gözaltına alınarak kaybedilen Kemal Mubarız’ın kaybediliş öyküsünü anlattı. Çelebi, Mubarız’ın kaybediliş öyküsünü ağabeyi Ömer Mubarız’ın ağzından şöyle aktardı: “1 Şubat 1994 tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı istihbarat elemanı olduğunu söyleyen 2 kişi evimize geldiler. Beni ve kardeşim Kemal’i alarak Nusaybin İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürdüler. Oraya ulaşır ulaşmaz beni kapının önüne bıraktılar. Bizi götüren JİTEM elamanları bana, ‘bize 3 gün içerisinde 100 milyon getirirsen kardeşini bırakırız, yoksa bir daha kardeşini göremezsin’ dediler. Ben de hemen eve döndüm ve parayı temin ederek onlara verdim. Ancak kardeşimi serbest bırakmadılar. Bu tarihten sonra kardeşimden bir daha haber alamadık.”

Yapılan konuşmaların ardından kayıp yakınları 5 dakika oturma eylemi yaparak eylemlerine son verdi.

ANF NEWSA GENCY
Cumartesi Anneleri bu kez İsmail dosyasını açtılar
ANF
14:52 / 01 Ekim 2011

İSTANBUL - Gözaltında yakınlarını kaybedenler 340. kez Galatasaray Meydanı'ndan kayıplarının faillerini sordu ve sorumluların yargılanmasını istediler. Bu haftaki oturma eyleminde İsmail'in Tunç dosyası açılarak, sorumluların yargılanması istendi.

Aralarında sanatçılar Suavi, Mehmet Atak, Zeynep Tanbay ve yazarlar Hasan Ozan, Mukaddes Erdoğdu Çelik, Aslı Erdoğan'ın bulunduğu kayıp yakınları bu hafta, 1994 yılının Ekim ayında evi basılarak eşiyle birlikte gözaltına alındıktan sonra kaybedilen İsmail Tunç dosyasını açtılar.

Bu haftaki oturma eylemine katılması beklenen Rabia Tunç'un işkence sonucunda yaşadığı travma nedeniyle ve sağlık sorunlarından kaynaklı açıklamaya katılamadığı belirtildi.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplar Komisyonu adına açıklama yapan Maside Ocak Kışlakçı konuyla ilgili şu bilgileri verdi: "Tunç ailesinin evi, Bismil Komando Taburu'na bağlı askerlerce sarıldı. Rabia ve İsmail Tunç'un kafasına torba geçirildi. Çocuklarının gözü önünde öldüresiye dövüldüler. Gözaltına alınarak Bismil Komando Taburu'na götürüldüler.

Onları bodrum kata indirip, İsmail'i hüçereye aldılar, Rabia'yı salonda beklettiler. Bir süre sonra işkence başladı; İsmail'in saatler süren çığlığı bütün bodrum katını sardı. Sonra sesi aniden kesildi. Askerlerden biri 'İsmail Tunç öldü' dedi. Bunun üzerine feryat eden Rabia çırılçıplak soyulup, başına torba geçirilerek saatlerce dövüldü. 9 gün aç susuz bırakıldıktan sonra ifade vermek için hücreden çıkarıldı. İfadesini alanlara eşini sordu. 'Bir daha sorma. O aradığı yeri buldu' dediler. Ardından, tehdit ederek, yarı baygın şekilde geçe yarısı evine yakın bir yere attılar."

İnsan Hakları Derneği'nden yardım isteyen ailenin yetkili makamlara yaptığı başvuruların dikkate alınmadığına işaret edene Ocak, olayla ilgili tüm sorumlularla birlikte savcılarında yargılanmasını talep etti.

O dönemde devletin üst makamlarında bulunanların da gözaltında kaybetme ikliminin yaratıcıları olduğunu söyleyen Ocak, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan'ı Tansu Çiller, Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe gibi isimlerinde yargılanmasını istedi.

"Kendi topraklarında savaş politikalarına ısrar eden Başbakan ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 'Barışın yerine ikame edilecek hiçbir şey yoktur' diyor" şeklinde konuşan Ocak, kayıp yakınları adına bir kez daha Başbakan Erdoğan'a seslendi: "Hak ihlallerinin son bulması için, adaletin tecellisi için, hukukun üstünlüğü için, kayıplarımızın akıbetinin açığa çıkması için insanlık suçu işleyenlerin yargılanması için önce barışa ihtiyacımız var. Önce kapınızın önünün temizleyin."

Yine 1994 yılında gözaltına alınarak kaybedilen Aydın Doğan'ın eşi Halime Doğan, "Yeter, yeter, yeter. 17 yıldır eşimini arıyorum. Bana eşimi geri verin. Öldüyse cenazesini verin. Kızım babam nerede diye soruyor. En azından ona babasının mezarını gösterebileyim" şeklinde isyan etti.

1980 askeri darbesi döneminde 8 Ekim'de gözaltına alınarak kaybedilen Cemil Kırbayır'ın abisi Mikail Kırbayır ise şöye konuştu: "Kavurucu bir yaz dönemini daha geride bıraktık. Ama biz kayıp yakınları halen burada, Galatasaray Meydanı'nda oturmaya devam ediyoruz. Görünmeyen adelet, bitmek tükenmek bilmeyen belirsizlik biz kayıp yakınlarının yaşamında işkence oldu. Ancak anlaşılan o ki; bizim bu yaşam biçimimizden keyif alan duyarsız, duygusuz insanlar var. Ancak unutulmamalıdır ki; bu duruma seyirci kalanları bu sistem ve düzenle birlikte tarih affetmeyecektir."

12 Eylül döneminin toplum üzerinde yarattığı karanlığa değinen Kırbayır, "Bu zifiri karanlığı aydınlatmaya belki bizim gücümüz ve ömrümüz yetmeyecek. Ama bu kararlı ve ısrarlı mücadelemiz de devam edecektir" dedi.

ANF NEWS AGENCY
foto:http://www.firatnews.com/gallery/index.php?rupel=galeri&gid=6997&rupel2=2

22 Eylül 2011 Perşembe

Efeoğlu kardeşleri için eylem var!
ANF
08:11 / 22 Eylül 2011

İstanbul - Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) öğrencisi Ayhan Efeoğlu (25) 6 Ekim 1992’de, ağabeyi Ali Efeoğlu (29) da 5 Ocak 1994’te gözaltına alınarak kaybedildiler. Baba Osman Efeoğlu, Susurluk hükümlüsü Ayhan Çarkın’ın açıklamaları üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında 5 Temmuz 2011’de yeniden ifade verdi. İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyeleri de bu akşam Gayrettepe’de Efeoğlu kardeşleri kaybedenlerin yargılanması için eylem yapacak.

Ayhan Efeoğlu, üniversite önünde, ağabeyi Ali Efeoğlu ise Pendik’te gözaltına alındı. Gayrettepe’deki Terörle Mücadele Şubesi’ne götürülen iki kardeşten bir daha haber alınamadı. Ayhan Efeoğlu’nun kaybedilmesinden 19 yıl sonra, Ayhan Çarkın, Ayhan Efeoğlu’nun İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nde işkenceyle öldürüldüğünü, parçalanmış bedeninin ormanlık alana gömüldüğünü itiraf etti. Ali Efeoğlu için yapılan başvurulara ise 1994’te Hüseyin Kocadağ imzasıyla verilen yanıtta, Ali Efeoğlu’nun altı ayrı suçtan arandığı, yakalandığında bilgi verileceği ifade edildi. Baba Osman Efeoğlu, yeniden açılan soruşturmada verdiği ifadede, “Oğlum Ayhan’ın sivil polislerce gözaltına alındığını arkadaşlarından öğrendim. Oğullarımı kaybedenlerden şikâyetçiyim” dedi.

İHD üyeleri de bu akşam saat 20.00’de Gayrettepe’de, Ayhan Efeoğlu’nun mezarının ortaya çıkarılması, Ali Efeoğlu’nun akıbetinin açıklanması istemiyle bir araya gelecekler.

ANF NEWS AGENCY

14 Eylül 2011 Çarşamba

Kayıp Büyükanneleri'ne Barış Ödülü

14/09/2011


Merkezi Paris'te bulunan Bilim, Eğitim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) barış ödülü, Arjantin'de darbe sonucu kaybettikleri yakınlarını sesini duyurabilmek için yıllardır başkentin "Plaza del Mayo'da (Mayıs Meydanı) gösteri yapan "kayıp büyükannelerine" verildi.
'Kayıp Büyükanneleri'ne Barış Ödülü

UNESCO binasında düzenlenen törende ödül, kamuoyunda “Mayıs Meydanı Büyükanneleri” adıyla bilinen kuruluşun başkanı Estela de Carlotto'ta takdim edildi.
Törende, Estela de Carlotto'ya bir altın madalyayla birlikte, 150 bin dolar tutarında para ödülü sunuldu. UNESCO “Felix Houphouet-Boigny Barış Ödülü” Komitesi Başkanı Mario Soares, Mart ayında yaptığı açıklamada, “30 yıldır bıkmadan ve yorulmadan gösterilerini sürdüren Arjantinli büyükannelerin bu yılki ödüle layık görüldüğünü” açıklamıştı.

1976 ve 1982 yılları arasında, Arjantin'de darbe sonucu ülke yönetimini ele geçiren generallerin döneminde, hapishaneye atılanların dışında en az 30 bin kişi kaybolmuştu. 1977'de bir grup anne ve büyükanne hükümet binası önünde bulunan Plaza del Mayo'da toplanarak, kayıp olan oğullarının, kardeşlerinin ve torunlarının izini arama yoluna gitmişti. Daha sonra sayıları giderek artan büyükanneler, birçok soruşturmaya ve dayağa maruz kalmalarına rağmen, başlarına beyaz başörtülerini takıp meydana çıkmaktan vazgeçmemişti.

Ülke normal yönetime kavuştuktan sonra yapılan araştırmalarda kayıpların çoktan öldüğü ve cesetlerinin yok edildiğini ortaya çıkmasına rağmen bu büyükanneler generallerden hesap sorulması için eylemlerine devam etmişti. İlk defa 1989 yılında oluşturulan “Felix Houphouaet-Boigny” barış ödülü UNESCO tarafından barışın sağlanması ve sürdürülmesiyle ilgili çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara veriliyor. Nelson Mandela, Frederik W. De Klerk, İsak Rabin, Şimon Peres, Yaser Arafat, İspanya Kralı Juan Carlos, eski ABD Cumhurbaşkanı Jimmy Carter, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari, daha önce ödülü alanlar arasında bulunuyor. (AA)
UNESCO Barış Ödülü Arjantinli annelere verildi
ANF
17:47 / 14 Eylül 2011

Paris - Bilim Eğitim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) barış ödülü, Arjantin'de darbe sonucu kaybettikleri yakınlarını sesini duyurabilmek için yıllardır başkentin 'Plaza del Mayo'da gösteri yapan kayıp büyükannelerine' verildi.

UNESCO binasında düzenlenen törende ödül kamuoyunda 'Mayıs Meydanı Büyükanneleri' adıyla bilinen kuruluşun başkanı Estela de Carlotto'ta takdim edildi.

Törende, Estela de Carlotto'ya bir altın madalyayla birlikte, 150 bin dolar tutarında para ödülü sunuldu.

UNESCO, 'Felix Houphouet-Boigny Barış Ödülü' Komitesi Başkanı Mario Soares, Mart ayında yaptığı açıklamada, 30 yıldır bıkmadan ve yorulmadan gösterilerini sürdüren Arjantinli büyükannelerin bu yılki ödüle layık görüldüğünü açıklamıştı.

1976 ve 1982 yılları arasında, Arjantin'de darbe sonucu ülke yönetimini ele geçiren generallerin döneminde, hapishaneye atılanların dışında en az 30 bin kişi kaybolmuştu.

1977'de bir grup anne ve büyükanne hükümet binası önünde bulunan Plaza del Mayo'da toplanarak, kayıp olan oğullarının, kardeşlerinin ve torunlarının izini arama yoluna gitmişti. Daha sonra sayıları giderek artan büyükanneler, birçok soruşturmaya ve dayağa maruz kalmalarına rağmen, başlarına beyaz başörtülerini takıp meydana çıkmaktan vazgeçmemişti.

Ülke normal yönetime kavuştuktan sonra yapılan araştırmalarda kayıpların çoktan öldüğü ve cesetlerinin yok edildiğini ortaya çıkmasına rağmen bu büyükanneler generallerden hesap sorulması için eylemlerine devam etmişti.

İlk defa 1989 yılında oluşturulan ''Felix Houphouaet-Boigny'' barış ödülü UNESCO tarafından barışın sağlanması ve sürdürülmesiyle ilgili çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara veriliyor.

ANF NEWS AGENCY